26 Nisan 2010 Pazartesi

Polonez'in Paladiumdaki yeri

Bizim oğluş 3, 5 yaşına gelince 23 Nisan'ı da iyice anlar oldu. Cuma-Cumartesi-Pazar 3 gün 3 gece Bayram Kutladık. Caddebostan-Erenköy-Suadiye hattında her aktiviteye katıldık. En beğendiklerimiz:
Toyota plaka aktivitesi, Krispy Cream yüz boyama, Turktelekom Marvel karakterleri, onbin kere uçak ve trenlere binmek...
2 gün sokaklarda coştukdan sonra, pazar gününü iç-mekanda geçirme kararı aldık ( polen seviyesi çok çok yüksekdi...) ve Paladium'a gittik. Öğlen yemeği için nefis bir durak bulduk. Polonez'in Brasserie olarak kışdan beri varolan yeni yeri. Ön alandaki açık alanı ne kadar güzel, biz öğlen yemeği yedik ama kahvaltı içinde mükemmel. Mısırlı-şiş et yemeği yedim arada parmaklarımı da yedim.. Servis gayet mükemmeldi, garsonumuz çok ilgili ve bilgili idi. Komi konseptide tutmuş. Garson-komi işbirliği gayet başarılı, dolayısı ile servisde aksama yaşanmadı. Tadı damağımızda kaldı, en kısa süre içinde tekrar gitmeyi düşündük hatta anneler gününde geniş bir kahvaltı fikri kafamıza birgüzel yerleşti. Tavsiye ederiz.

18 Mart 2010 Perşembe

Wagamama kendine yakışanı yaptı...


Geçen hafta Wagamama'daki maduriyetimizi anlatmıştım, ardından da üzüntülerimi dile getirmiş ve biran önce düzeltilmesi yönünde Wagamama'ya mesaj göndermiştim. Ancak bir süre geçmiş olmasına rağmen dönüş olmamıştı Kİ, geri döndüler Pazarlama Müdürleri, durumu anladığını ve gerekli aksiyonları alacaklarını bildiren mail gönderdi, telefonla ulaşmaya çalıştı.
ÇOK sevindim, umarım diğer kurumlarda WAGAMAMA'dan örnek alırlar ve olumsuzlukları kendilerine kılavuz alarak, müşterilerini dinleyerek yol almanın markaya kattığı değerin farkına varırlar.
NOT: Bu arada dün ve bugun tekrar öğlen yemeğinide bizden arkadaşlar Wagamama'daydı ve hesap alma, fiş verme, yemeğin zamanında gelmesi konularında çok büyük farklar olduğunu söylediler.
NE Güzel, RAMEN lerimize kavuştuk..Bizi dinlediğin için Teşekkür ederiz.

5 Mart 2010 Cuma

WagaMAMA'da noldu?


İki gündür Wagamama'da öğlen yemeği sorunu yaşıyoruz, Noldu sormak istedik ama soramadık çünkü o kadar çok vakit kaybetik ki, koşararak çıkmak zorunda kaldık. 3. denemeyi de yapmaya açıkcası korktuk. Yazık olmuş, güzel bir konsepti ama servis bir konsepti nasıl siler süpürün de bir örneği.
Siz siz olun bu aralar çok da vaktiniz yoksa "hızlıca bir ramen yer kalkarım" diyorsanız, Sakın Wagamama'ya gitmeyin. Diyelim ki gene de gittiniz işte size Wagamama kötü servisine karşı yapacağınız, Akıllı ataklar:


  • Siparişi hızla vermeye çalışın.

  • Nasıl olsa siparişi verdim diye SAKIN rahatlamayın, 10 dakikada bir muhakkak sorun ( Aksi taktirde 30 dakika sonra halen masanıza ramen gelememiş olma ihtimali %90 )

  • Yiyeceğiniz masaya gelir gelmez hesabı da isteyin. ( Hesap faslı çok fena, hesabı getirmeleri 15 dakika aldı ) ,

  • Kesinlikle tam para verin ( Yoksa nedendir bilemedik hatta üst üste olunca kötü niyetten dahi şüphelendik, para üstü getirmiyorlar )

  • Fiş almanız gerekiyorsa, yerinizden kalkın ve kasaya giderek bizzat isteyin böylece 10 dakika kazanmış olursunuz ( ilk gün fiş bekledik, abartmıyoruz 10 dakika, ikinci gün bekleyemedik, almadan çıkmak zorunda kaldık)

Birde sanki herşeyi çok iyi halletmişler, mükemmel servis yapmışlar gibi kapıda iyi günler gene bekleriz diyorlar. Sayelerinde yediğimiz yemek burnumuzdan geldi, nefret ettik.


Sloganı Positive eating- Positive living olan bir işletmenin biran önce kendini toparlamasını dileriz.


25 Şubat 2010 Perşembe

Anadolu Yakası-Organik Pazarlar Durumu



Evet sonunda bizim yakanında organik pazarı oldu, Kartal 'da tren yoluna yakın bir alanda belediye'nin desteği ile pazar kuruldu. Ardından Maltepe'de ama heriki pazarda bana uzak, ben Suadiye de ki mini pazardan almaya devam ederken, yolda güzel bir afiş okudum.
"Çarşamba Günleri Selamiçeşme Özgürlük Parkında Organik Pazar hizmetinizde"
Çok iyi bana sadece 2 durak. Tabiki pazara gittim, etrafı kolaçan ettim, çok temiz-pak ve üreticilerin direkt olarak tüketici ile buluştukları bir alan olmuş, Belediye ile bir yıllık bir anlaşma yapmışlar.
Pazarcılarla muhabbet ederek biraz daha bilgilendim, mesela her hafta Ankara'dan gelen üreticiler var. Toplanıp iki araç buradaki pazarlara geliyorlarış, Niğde'den karı-koca üretici-pazarcı ile tanıştım. Elma- havuç tarlaları varmış.
Güzel tabi, sebze-meyve daha sağlıklı, henüz süt ürünleri tezgahı yoktu hasretle bekliyoruz, ayrıca et-tavuk ürünleri de olsa da, sahici ot yiyen inek-koyunların ürünlerini de tüketsek.

20 Ocak 2010 Çarşamba

Etiler-Marmaris Büfe-Caddebostan

Bağdat caddesinde yıllardır olan Hacıbey geçenlerde kiraların alıp başını gitmesi yüzünden kapandı, duyduğuma göre dükkanın sahibi de eski kiracısını hiç kollamadan çıkmasını istemiş. Hacıbeyde böylece yerini Etiler-Marmaris Büfe'ye bıraktı.

Mekan Sarı-siyah dekoru ile dışardan " gel içeri" diyor, bende çağrısına uydum tabi, kaşarlı tostuda pek severim hatta güzel kaşarlı tost peşinde çok gezdiğimi bilirim. Eskiden Etiler'de Boğaziçi büfe vardı, orasının tostuna bayılırdım, kulakları çınlasın...Şimdilerde de bazı Marmaris büfelerin kaşarlı tostlarıda güzel oluyor. Bende hemen kafamda Etiler-Marmaris ikilisini birleştirdim vee yeni mekanın " gel" çağrısına uyup tost yemeğe oturdum.

Servis ekibi çok sıcak, konuşkan ve hizmet etmeye meraklı sevdim tabi, menuleri geldi inceledim ve kaşarlı tost niyetim, kavurmali-kaşarlı tosta döndü, yanına da bir güzel demli çay içerim diye, kurdum kendimi ve verdim siparişi...

Çayımı önden istedim, zaten benim gibi bir çaycı, tek çayla kalıcak hali yok yaa, tostum gelince de nasıl olsa gene içerim dedim ve çayım geldi bir yudum içtim ve burkuldum, ikinci yudum ve üçüncü yudumda servis görevlisini çağırdım.. eee noldu bu çaya dedim ki, meğer sırf ben değil dünden beri gelen pek çok müşteri benim gibi çayı beğenmemiş.. Nasıl yaptıklarını- merkez ofisle konuştuklarını tekrar demledikleri dinledim, bir çay daha ikram ettiler ama durum aynı keza, ben ayran içeyim daha fazla zor durumda bırakmayayım dedim. Ben çaylarla ilgili bilgi alırken kavurmalı tostum da geldi, önce bi küçük gördüm boyutunu, sonra da tadı beklentimi karşılamadı, yeteri kadar ısınamamış, içindeki kaşarlar eriyememiş kısacası olmamış..Hayallah nasılda hazırlamıştım kendimi, çay-tost olayına..yerine acı çay ve erimemiş kaşarlı tost hiç iyi gitmedi. Servis görevlisi beğenimi sormak üzere yanıma yaklaştı, önce birşey demesem mi ki diye düşündüm sonra da söylersem belki düzeltirler diye, çok da beğenmediği ama onların hatırları için birde en sevdiğim tost- kaşarlı tosttur deyip, birde çift kaşarlı tost ısmarladım.

Azimliyim illa beğenicem birşeylerini, ne de olsa yöremize yeni bir marka gelmiş, masraflar yapmışlar bizler gelelim diye...tostum geldi, onları kırmamak için bitirdim ama birsüre ara vermek lazım tekrar gitmek için, belki o zamana kadar kendilerini toparlarlar.. O kadar yağlıydıki, dönüşte Sturbucks'da filtre kahve içtim.